Yalçın Sertkaya, Software Consultant, 19 Kasım 2009
Son günlerde mobil telefonlar konusunda populer bir teknoloji olan 3G, mobil telefon üzerinden müzik indirme, tv izleme gibi özelikleriyle ön plana çıkarılsada aslında bundan daha fazlasını içinde barındırıyor. 3G; üçüncü generasyonun kısaltılmış hali ve IMT-2000’in daha bilinen adı. IMT-2000; ITU (International Telecomminication Union) tarafından 1999 yılında ilk olarak yayınlanmış mobil teknolojilere yönelik global bir standart. 3G ülkemizde yeni bir teknoloji gibi lanse ediliyor ama aslında ilk temeli 10 sene önce atılmış. Mobil teknolojiler 3G’ye gelene kadar bir kaç evrim geçirmiş.
İlk mobil teknolojiye yönelik çalışma, 1946 yılında Motorola tarafından gerçekleştirilmiş. Bu çalışma her ne kadar mobil olarak görünsede aslında sadece iletişim yöntemi mobil, çünkü 20 kg’yu bulan ağırlığıyla bu cihazlar sadece arabalara ve kamyonlara monte edilebiliyormuş. Mobil tarihçesinde 0G olarak geçen bu evreden sonra gerçek anlamda ilk ticari mobil telefon –çünkü daha öncesinde askeri amaçlarla kullanımı olmuş – ise 1980 yılında Japonyada kullanılmaya başlanmış. NTT (Nippon Telegraph & Telephone) tarafından sunulan bu teknoloji tarihte analog teknolojiler olarak geçiyor ve 1G olarak biliniyor.
İlk digital teknolojiyi kullanan telefonlar 1991 yılında Finlandiyada kullanım alanı buluyor. İskandinav ülkeleri mobil teknolojilerin gelişmesinde her zaman öncü olmuş ülkeler. Ülkelerinin kolay ulaşım sağlanamayan coğrafi yapısından dolayı iç kesimlere hat döşemek çok zor olduğundan mobil iletişime yönelmişler. Nokia, Ericcson gibi en büyük telefon üreticilerinin bu ülkelerde olması tesadüf değil. 2G olarak geçen bu dönemdeki teknoloji GSM olarak isimlendiriliyor. GSM ile birlikte sesin yanısıra limitli de olsa ilk veri transferi de gerçekleşiyor. 14 kbit/s veri hızı ilk aşamada sadece SMS servislerinin kullanımına izin veriyor. Daha komplike veri servisleri 2.5G olarak adlandıran GPRS teknolojisi ile hayat buluyor. Veri transfer hızları 114 Kbit/s ulaşıyor ve MMS(Multi Media Messaging Service), WAP, PTT(Push To Talk), Wireless Village veri hizmetleri bu dönemde hayata geçiyor. Wireless Village dışındaki uygulamalar yoğun olarak Türkiyedede kullanım alanı bulmuş uygulamalar. Wireless Village ise bir instant messaging servisi, iş dışında iken veya kesilmek istemediğiniz bir toplantıda arayacak kişiye bilgi vermenize yönelik bir servis.
Cep telefonlarında maillerimizi görmemizi sağlayan teknoloji EDGE teknolojisi ve mobil evrimde 2.75G olarak yerini almış. Sunduğu bağlantı hızı 473 kbit/s. Bu arada, evrimlerde verdiğim veri hızları sağlanabilecek maksimum veri hızları. Teorik olan bu hızlara pratikte her zaman erişilmiş değil. Hızlarla ilgili önemli 2. bir noktada verilen hızlar downlink hızları. Şöyleki, mobil teknolojilerde 2 hızdan bahsedilir: Uplink ve downlink olmak üzere. Uplink cep telefonunun baz istasyonuna veri gönderme hızı iken , downlink tam tersi yani istasyonun cep telefonuna veri gönderme hızı. Downlink daha önemli bir hız olduğundan, hız belirtilirken bunu kullanmakta fayda var. Kesin kural olmamakla birlikte fikir oluşturması için belirtmek gerekirse uplink hızları downlink hızından yaklaşık 1/3 oranında düşük oluyor.
3G ile birlikte tüm şebeke ve baz istasyon yapıları değişiyor. Bu generasyonda sağlanan veri hızları 2Mbit/s. 3G’nin kullandığı teknoloji, önceki teknolojilerin aksine CDMA, ki önceki teknolojilerde TDMA ve FDMA kullanımı yaygın idi. Packet-switched veri altyapısıda 3G’yi önceki altyapılardan ayıran önemli bir faktör. 3G ile birlikte gelen özelliklere ileride daha detaylı değineceğiz. 3G’den sonra mobil teknolojileri bekleyen kilometre taşları neler diye baktığımızda 3 adım şimdilik net olarak görülebiliyor. HSPA teknolojilerinin kullanım olanağı bulacağı ve 42 Mbit/s hıza ulaşılması hedeflenen 3.5G, LTE (Long Term Evolution) olarak adlandırılan ve en az 100 Mbit/s hızların hedeflendiği 3.9G ve IP tabanlı güvenli sistemlerin kullanılacağı 4G. 4G ile birlikte hedeflenen veri hızları ise bugunun çok ötesinde: 1Gbit/s. Hızlar çok uzak gibi görünsede 4G teknolojileri dünyada bir kaç noktada bölgesel olarak kullanılıyor ve mobil teknolojinin öncülerinden NTT 2010 başında bu teknolojiyi tüm Japonyada kullanıma geçireceğinin demeçlerini şimdiden verdi.
3G’ye dönersek ilk 3G networku 2001’de yine NTT tarafından japonyada uygulamaya geçiyor. ABD ve Avrupada 2003 yılında afrikada ise 2004 yılında ilk uygulamalarını görüyoruz. Bugün dünyada 120 ülke 3G’yi kullanıyor ve Türkiye 121. ülke olacak.
3G’nin özellikleri neler diye baktığımızda en önemli 4 özelliğini şöyle sıralayabiliriz.
3G’nin dünyada kullanımına bakarsak mobil telefon kullanıcılarının ortalama %20’sinin bu servisi aldığını, 2007 yılı itibarı ile 400 milyonun üzerinde 3G kullanıcısı olduğunu görüyoruz. Google trend verilerine göre 2006’dan itibaren 3G arama eğilimleri artış gösteriyor.

Türkiye'de 60 milyonun üzerinde mobil kullanıcısı olduğunu düşünürsek yakın zamanda bu kullanıcların %20’si yani en az 12 milyon 3G kullanıcısına ulaşmamız mümkün. Genç nüfüsun avrupa ülkelerinden daha yüksek olduğunu düşünürsek bu oranın %20 ‘nin çok çok üzerine çıkmasıda muhtemel.
3G ile ilgili bir takım ufak tefek sorunlarda çıkıyor karşımıza. Örneğin 3G; hareket halindeki bir araba içinde veri hızları konusunda o kadar başarılı değil. 3G ile TV izlemek en önemli özelliklerinden biri gibi gösterilsede görüntü kalitesi en azından giriş seviyesinde çok başarılı değil. Gerçek anlamda TV izlemek için 3.9G’yi hatta 4G’yi beklemek gerekecek.
3G’nin göz ardı bir özelliğide tüm şebekelerin ve baz istasyonlarının 10 kat daha yüksek radyasyon ve manyetik alan yayacak şekilde yenilenmiş olması. Bu açıdan sağlıksız olsada telefon kullanımı için kulağa götürmek yerine gözden 20-30 cm. uzakta izlenmesi teknolojiyi daha sağlıklı hale getiriyor. Telefonun baş seviyesine yaklaşmasıyla beraber daha tehlikeli olduğu bilinen bir gerçek.
Sorun olarak bahsedebileceğimiz son konu da bateri kullanımı ile ilgili. Daha fazla bateri tüketen 3G, hem kısa sürede bateri tüketiyor hem de pil ömrünü azaltıyor.
Türkiyede ilk 3G ihalesi Eylül 2007’de açıldı. Ama Turkcell dışındaki mobil operatorler numara taşınabilirliği servisi olmadan ihaleye katılmayacağını bildirdiğinden ihale iptal edildi. 2008 son çeğreğinde tekrar açılan ihale sonucu Turkcell, Avea ve Vodafone 3G lisanslarını aldılar. Önümüzdeki 70 yıl boyuncada yeni ihale açılmayacak, mevcut sözleşme koşulları gereğince mobil operatorler gelecek teknolojileri herhangi bir ihale beklemeden sunuyor olacaklar.
3G için geç mi kaldık sorusunun kötümser bir cevabı yok. Çünkü 3G uyumlu telefonlar son zamanlarda ucuzlamaya ve yoğun kullanım sahası bulmaya başladılar. Ayrıca yurtdışında Türkiyedekinin 40 katı pahalı satılan lisanslar yüzünden geniş bir kullanım alanı bulamadı. Türkiyede ise en azından şimdilik görülen 2G teknolojilerinden daha pahalı olmayacağı.
3G ile yapılabilecek uygulamalara baktığımızda aslında, hemen hemen tamamı hızın artmasına yönelik kazanılan uygulamalar olduklarını görüyoruz.
Kişisel kullanım için uygulamalar

Kurumlar için uygulamalar
Bankalar için uygulamalar
Son olarak
3G’nin mobil iletişimde bir milat olacağı kesin. Kısa zaman içinde daha da artacak veri hızları ile zaten pek çok konuda bilgisayarlarımızı yakalamaya başlamış smartphone kullanımının artışı mobil telefonları hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biri yapacak. Büyük ihtimalle kısa süre içinde adı da telefon olmaktan çıkacak, sesli iletişim bu cihazların pek çok özelliğinden biri olarak kalacak.